HABERLER

İsmail Gülgeç’i saygı ve özlemle anıyoruz…

 

Ölümünün 9. Yıldönümünde Sevgili İsmail GÜLGEÇ’i saygıyla anıyoruz.

Karikatürcüler Derneği’nin üç dönem başkanlığını yapmış olan sevgili dostumuz İsmail GÜLGEÇ’i 15 Şubat 2011 tarihinde kaybetmiştik.

İsmail GÜLGEÇ ve İsmail GÜLGEÇ’lerin aranıldığı şu günlerde sevgili dostumuzu bir kez daha saygıyla ve sevgiyle anıyoruz.

 

Karikatürcüler Derneği, Yönetim Kurulu

 

 

Cihan Demirci Yazısı,

9. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE ÇİZGİNİN BÜYÜK USTASI İSMAİL GÜLGEÇ’İ ANIYORUZ…

Yaşamı özellikle sağlık sorunları anlamında büyük mücadelelerle geçen İsmail Gülgeç ustayı, bundan tam 9 yıl önce, 15 Şubat 2011 tarihinde, henüz 64 yaşında yitirmiştik…  Çizgi roman ve karikatürün büyük ustası İsmail Gülgeç son yıllarında Çanakkale’de yaşıyordu. 1988-1989 ve 1991 yıllarında Karikatürcüler Derneği başkanlığı da yapan Gülgeç, başkanlığı döneminde derneğe uzak duran pek çok karikatürcünün dernekle ilgilenmesini, üye olmasını sağladı. Çalıştığı bütün kurumlarda çizer hakları konusunda müthiş titiz davranarak, sosyal haklar anlamında ödün vermeden örnek çabalar sergiledi. 

İlköğrenimi sırasında geçirdiği hastalık nedeniyle ömrü boyunca zorlu bir yaşam mücadelesi veren İsmail Gülgeç, dirençli insan olma anlamında da örnek bir insandı. Usta işi çizgisi ve özellikle müthiş deseniyle geride harika çizgi romanlar, karikatürler bıraktı. Gazetelerde, dergilerde çizdi, üretti… Hayvanlar’ı çizdi, İnsanlar’ı çizdi… İsmail Gülgeç ustayı ölümünün 1. yılı olan 2012’de Tepebaşı’ndaki Karikatür ve Mizah Merkezinde anmıştık. Karikatürcüler Derneği’nin düzenlediği anma söyleşisinde Muhittin Köroğlu ve Cihan Demirci onu anlatmışlardı. 1989 yılında Mazete adlı mizah ekinde İsmail Gülgeç’le kapsamlı bir söyleşi yapan Cihan Demirci bu söyleşiden bölümler okumuştu.

Şimdi isterseniz İsmail Gülgeç’in yaşam öyküsünü kendi kaleminden okuyalım… Bakın İsmail Gülgeç usta, kendisini nasıl anlatıyor:

“1948 yılında Gaziantep’te doğdum. Çocukluk anılarım ailece İzmir’e göçmemizle başlar. Baba memleketi İzmir’de büyüdüm. İlk çalışmalarım Ege yöresi gazetelerinde oldu. Çizin sanatındaki ilk ürünüm Papağan Dergisinde yayınlandı. !968-69 yıllarında Yeni Asır gazetesinde çizgi-romancı olarak çalıştım. O sırada tanıdığım ender kültür adamlarından Cemil Devrim Yeni Asır gazetesini yönetiyordu. Benim Suat Yalaz kadar iyi bir çizgi-romancı olacağımı sanıyordu. Hala direnmeyip onu hayal kırıklığına uğrattığıma üzülürüm.

70 yıllarında Demokrat İzmir’de siyasi karikatürler, Gazeteci Şipşak Apti’nin maceralarını günlük bantta çizdim. Bu bantlardan birinde Atilla İlhan’la birlikte çalışmak mutluluğuna da ulaştım. Atilla İlhan’ın “Fena Halde Leman” kitabının ilk belirtileri de bu bantlarda ortaya çıkması beni epey eğlendirmişti.

Ege Ekspres’te çeşitli türde çizgilerle çalışmalarımı sürdürdüm. Baybars adlı çizgi-romanı burda çizdim Bu dönemde Altemur Kılıç’ın Devir dergisinde de karikatürlerim yayınlandı.

1975 yılında Babıali’ye gelip Abdi İpekçi’nin Milliyet gazetesinde çalışmaya başladım. Süavi Sualp’in yazıp benim de çizdiğim Gündüz İnsan Gece Hırt ve Kolombo Şakir Milliyet’te tefrika edildi. 1980-1981’de Milliyet Çocuk dergisinde Ormangiller’i ve Yaşar Kemal’in ünlü romanı “İnce Memed”i çizdim. Yarım kalan bir “iş” daha oldu. Ona rağmen 1989’da ve 1991’de “İnce Memed” Danimarka, İsveç ve Almanya’da yayınlandı. Böylece türk yayıncılardan sonra yabancı yayıncılarında asabını bozdum.

1980’de Cumhuriyet gazetesinde çalışmaya başladım. Hayvanlar (bant) ve İnsanlar(haftalık) burada yaratıldı. 

1981’de Suavi Süalp’in yazıp benim de çizdiğim Gündüz İnsan Gece Hırt ve Kolombo Şakir Çağdaş Yayıncılık’tan Çizgili Yayınlar mizah dizisi olarak yayınlandı.  

1982-1991 yıllarında İş Bankası’nın çocuklar için yayınladığı Kumbara dergisinde Elif’in maceraları ve dergi kapaklarını çizdim, Türkülerle Halk hikayelerini resimledim.

1990’daki Cumhuriyet gazetesindeki çözülmelerle ben de 1996’ya kadar gazeteden ayrı kaldım bu arada çeşitli dergi (Tarih vakfı’nın “İSTANBUL Dergisi” en güzeliydi) ve gazetelerde çalıştım.

1995 yılında Gülgeç Yayınlarını ve ajansını kurdum ve buradan 12 kitap çıkardım. Bir daha dünyaya gelirsem yayıncı olmaya karar verdim.

1997’de yayıncılıkla birlikte ajans işini de yürütmek istedim ancak 2 yıl sürdürebildim. (1999’da lösemiye yakalandım bu ajansın ve yayıncılığın sonu oldu.) Ajansta katalog, broşür, logo, reklam, Arçelik eğitim filmlerine animasyon çalışması, Efes Pilsen’in yaptırdığı anketlere karikatür ve vinyet çalışmaları – bunlar Türkiye’nin Profili adında albümler olarak yayınlandı.

Bir zamanlar var olan Kent Tv’ye haber sonrası politik animasyon çalışmaları ve yine bir zamanlar olan –bu bir zamanlar 1997/1998 yılları oluyor- Radyo Kent’e “Bir Dişi Bir Erkek” haftalık olaylara mizah gözüyle bakan bir radyo programı denemesi de yaptım. Kentsel Tasarımcı Peyzaj Mimarı Ayça Gülgeç ile birlikte hazırladığımız program Gökkafes’i İstanbul’un “şeyi” diye yorumlayınca bu radyo maceramızda son buldu.

Kitaplara kapaklar ve çizimler yaptım. 1996’da Bamberg Üniversitesi’nde Türkolog olan Prof. Klaus Kreiser’in yaptığı çalışmaya –Lebensbilder aus der Türkei- desenler çizdim.

Hastalığımla ilgili bir kongrede yayınlanmak üzere karikatürlerle tıp alanına da girmiş oldum. Bir ara karikatürcüler derneği başkanıydım hatta dernek için gece bile düzenledim, gazetede sendika temsilcisi bile olduğumu söylesem kulağıma gelen sesleri duyar gibi oluyorum doğrusu. Bunca yıl böyle koşturursan hayalindeki işi ancak şimdi yaparsın diyorsunuzdur. Bu arada çok tatlı bir kız çocuğu da yapmayı becerdiğimi söyleyeyim. Kaptan olacak bir kızım var. 

2003’te dalmayı denedim. Yapmadığın bir şey var mı diye sorarsanız sanırım biraz düşünmem gerekecek. Aklıma gelmişken eşimin gelinliğini de ben tasarladım. Çok kullanışlı ve bir günde 3 farklı durumda, dışarda-törende-düğünde göbek atarken giyilebilecek bir eko-gelinlik model tasarladım.Medya serüvenim Penthouse dergisi, Aktüel, Siyaset, Gelecek, Kirpi, Mad, Para vs vs aklıma gelen gelmeyen bir sürü yayınla sürdü. 

1999-2003 yıllarında çeşitli gazetelerde ve gazetelerin hafta sonu ilavelerinde değişik çalışmalarım yayınlandı (Sabah, Sabah PAZAR, Star vb).Heyecan verici bazı çalışmalara da giriştim Mobidik Dergisi ve bu dergi için hazırladığım Sultana da bunlardan bir tanesiydi, tabi sonuçlanmayan hayallerden biri olarak kaldı. 

Ufuk Güldemir’in Abdi İpekçi’nin gazetesini çıkarıyoruz sloganıyla çıkan HaberTürk gazetesi fiyaskosunu yaşarken Abdi abiyi mezarında bir karış sıçrattık…

Nokta dergisinden “kıllı türk erkekleri” çizdik diye kovulurken, Birgün gazetesinde de “solculara” yaranamadık. Sabah Grubunun “Para” dergisinden “yukardan” gelen emirle kovulduğumuzda “Durun yahu! Ben ateistim. Yukarıda kimseyi tanımamam.” diye yırtındık ama kovulmaktan kurtulamadık. Zaten bu yayınların çoğu beni ve halkı hayal kırıklığına uğratarak sona erdi. Bu zamana kadar mücadele edip ülkeyi de kurtaramayınca (gazeteleri ve dergileri kurtaramadık ki ülkeyi kurtarabilelim) basından kopmaya karar verdim. Kirlenmiş politikadan İstanbul’dan uzak, doğanın içinde bir tarlada (50 yılda bulduğum hayatımın aşkıyla) siz okuyucularıma polisiye bir çizgi roman yaptım.Ahmet Ümit- İsmail Gülgeç “Başkomser Nevzat Çiçekçinin Ölümü” ve “Başkomser Nevzat Tapınak Fahişeleri” Doğan Yayıncılık. 

2009’da benim için özel yeri olan eski gazetem Cumhuriyet’te yeniden “HAYVANLAR” bantını çizmeye başladım. 15 Şubat 2011 tarihinde aranızdan ayrıldım…” 

Son cümle hariç tüm satırlar ona ait elbette… Çizginin üretken kalemi İsmail Gülgeç ustayı 9. ölüm yıldönümünde bir kez daha sevgi ve özlemle anıyoruz…

Cihan Demirci

 

 

 

İsmail Gülgeç eşi Ayça ile.

 

 

İsmail Gülgeç, Semih Balcıoğlu, Necmi Rıza Ayça, Erdoğan Bozok, Orhan Doğu, Yurdagün Göker, Tan Oral, Erdoğan Başol, Kadir Doğruer, Canol Kocagöz, Semih Poroy, Mustafa Bilgin ve dostlarıyla İstanbul Karikatür ve Mizah Müzesindeler. 

Fotoğraf: Muhittin Köroğlu Arşivi

 

 

İsmail Gülgeç, eşi Ayça ve Metin Peker ile birlikte.

 

 

 

 

İsmail Gülgeç ve Muhittin Köroğlu Çanakkale’deler.

 

İsmail Gülgeç, Cihan Demirci, Necmettin Güven, Ercan Günaydın ve Savaş Ünlü ile  kitap fuarında.