HABERLER

BİZİM YÜREĞİMİZ HALEN YANGIN YERİ.

Sivas! 2 Temmuz. İnsan yakmanın, diri diri yakmanın arenası oldu. Gözlerini kırpmadan insan yakanlar ne pişman oldular ne de doğru dürüst bir cezaya çarptırıldılar. Oysa dostlarını ve yakınlarını orada yitirenler, yüreklerini ebedi bir sürgüne çevirerek kaybettiklerinin acısı ile yaşıyorlar hala.

Onlar insandı. Duyarlı kalpleriyle özgürlük ateşi yakmak için gittikleri yerde, bedenlerinin ateşlere yatırılacağını düşünmediler. Çünkü onlar insandı. Yürekleri bu ülke ve insan sevgisiyle dopdoluydu. Nice şair, nice sanatçı, nice düşünürdü onlar ve kaybettik onları, o alevlerin içinde. Bunlardan birisi de gülüşü hala dipdiri olan karikatürist Asaf Koçak’tı.  Asaf, çizgileri hayat, hayatı çizgi olarak görürken; bir hayatları olmayanlarca, yok edileceklerini düşünemedi. Çünkü, o, insanı sevgiyle, bilinçle ve bilgiyle sarmalamayı biliyordu sadece. Çünkü o sanatın içinden geliyordu, sanatın dilini biliyordu. Çünkü o insanlar için her sabah çizgilerin gücünü, sırrını, ihtişamını kuşanıyordu. Ateşle kötülük düşünüleceğini bilmiyordu.

Kıra kıra yok edeceklerini sandılar. Ama yanıldılar. Bizler, yakanların,  utançtan uzak, o sırıtan yüzlerini tarihe çiviledik. Dünya durdukça, insanın onur mücadelesi sürdükçe, insan yakan, o kara yüzlü utanç abideleri daima kötü anılacaklar…

Ah Asaf! Ah gül yüzlü arkadaşımız…senin suçsuzluğun sadece ruhunda değil, bedenin de suçsuzdu. Kimseyi incitmeden, tarihin içinden süzülüp gelen bir kültürün merkezine yolculuk için gittiğin şehirde seni ve arkadaşlarını ateşlere yolculadılar. Bizim yüreğimiz hala yangın yeri. Senin çizgilere seslenen çığlığının o ateşlerden yükselip kulağımıza gelişi hala devam ediyor…sizlerin güzel bir toplum, kardeş misali yaşayan bir toplum için sürdürdüğünüz mücadeleniz durmayayacak, durmamalı, durmuyor da zaten. 

“Faşizm her daim bir taşra ruhundan, gerçek sorunlara dair bilgi sahibi olmamaktan ve insanların kendi yaşamlarına daha derin anlamlar katmayı, tembellik, önyargı, açgözlülük ve kibir nedeniyle reddetmesinden doğar,” dememiş miydi usta yönetmen Federico Fellini…tam da onun dediği gibi Sivas’ın göğünü, o gün, kara sislerle çeviren o faşist ve gerici histeriye tutulmuş güruha inat…sizler bizim göğümüzü hep maviye boyadınız. Sizin maviniz bizim mavinizde artık… 

 

Metin Peker,

Karikatürcüler Derneği Yönetim Kurulu adına.

 

Asaf Koçak, ateşlerin uğursuz ve ölümsüz tuzağına en yakın zamanında bile mızıka çalıyormuş. Hayat ve özgürlük çalıyormuş.

Attila İlhan, Mızıkacı Çocuk şiirinde,

“Boynuna o yeşil fuları sarma çocuk

Gece trenlerine binme kaybolursun,

Sokaklarda mızıka çalma çocuk, vurulursun,” demişti.

 

Asaf Koçak’ın ölümün ateşi yanarken mızıka çaldığını öğrenseydi eğer, Üstad, şiirini,

“Madımak’ta mızıka çalma çocuk, yakılırsın,” diye dönüştürürdü belki.

Ateşlerde Koçak’lama söyleyen yiğit, mızıkan yüreğimizdir artık…

 

Dernek üyemiz sevgili Asaf KOÇAK’ı,  2 Temmuz 1993’de Sivas Madımak Oteli‘ndeki katliam sonucunda kaybetmemizin 29. yılında sevgi ve özlemle anıyoruz.

 

 

 

 

Karikatür: Necati Abacı

 

Karikatür: Ali Ulvi Ersoy

 

 

Karikatür: Necati Abacı

 

Madımak Oteli’nde yangından yarım saat önce Asaf Koçak mızıka çalıyor.

 

 

 

Karikatür: Oğuz Gürel

 

Asaf Koçak Dikili Festivali’nde Mustafa Ekmekçi,  Gülşen Özbey ve dostlarıyla.

 

 

 

 

 

 

Asaf Koçak’ı ziyaret. Murat Özmenek, Akın Önder, Metin Peker ve Hüseyin Tanyeri.