HABERLER

Doğumunun 118. yıl dönümünde vatan şairi Nâzım Hikmet

Nâzım Hikmet ve Karikatür: Direnmenin İki Asi Kolu

 

Toplumsal bir direniş, çoğalma, özgürlükçü bir derleniş ve dayanışmayı şiirleriyle aradı Nâzım Hikmet. Öyle bir aradı ki, bu bütün ömrüyle iç içe geçti.  İyiliğin ve adaletin kulvarında koşmak o kadar kolay değildir. O da bunun farkındaydı. Baskılar, yıldırmalar devreye girer. Hayat zindan edilir. Tüm bunlara rağmen Nâzım Hikmet inandığı davasının bir parçası olmaktan geri adım atmadı. Yıllar yılı hapislerde suskunluğa terk edildi. Bir Cezaevinde Tecrittteki Adamın Mektupları adlı şiirinde  bu yüzden  hürriyet yokluğunu bize alaysama yoluyla aktarır: “Velhasıl / o pul pul ışıltılı derisi, ateşten gözleriyle / bilhassa baharda ram eder kendine içerdeki adamı / hürriyet denen ifrit…” 

Dışarı çıktığında ise onu susturmak istediler. O ise, söyleyecek sözleri, daha gür, daha güçlü sözleri olduğunun bilinciyle bunları söylemek için yoluna devam etti.  Bu yol, onu enternasyonal bir figür, insanlığa adanmış  şairliğe daha bir kararlılıkla götürdü.

Nâzım Hikmet ve karikatür,  kararlılık, doğruları haykırma, inceliği toplumsal bir değer kılma yolunda ödünsüzlüğü paylaşırlar. Bu noktada birbirlerinin arkadaşıdırlar. Karikatürün eşitsizliği, adaletsizliği, yozlaşmayı açık, etkili ve doğrudan açığa vuruşuyla; Nâzım Hikmet’in şiirlerinde  her türden haksızlığı titreyen bir kalple aktarışı örtüşür, birbirini tamamlar.

Çizgiler, kalemin kıvrımlarında kendisini var ederken, soluklanmak, enerji yüklenmek ister. Böylesi dönemlerde ustalar, bilgeler, yol göstericiler,  bedel ödeyenler devreye girer, karikatüre konum, vizyon, yumuşaklık ve güç yüklerler. Nâzım Hikmet, karikatürcüler için böyle birisidir işte, onun varlığının ve yaşamının izdüşümleri karikatürün favori ve vazgeçilmez öğeleridirler.

Hayatın içindeki aksak, eksik, düpedüz yanlış unsurlar ancak etkili ve ironik üsluplarla daha kolay bir biçimde kitlelere gösterilebilir. Bu yüzden karikatürün gösterime girmesi daima mizahtan ve bu uğurda bedel ödeyenlerden el almak zorundadır. 

Kendisini anlatmasına set ve ket vurulmuş toplumlar yaralı, içli, hüzünlü toplumlardır. Yaralarının üstü birer şal ile örtülmüşlerdir. Uzaktan iniltileri belli belirsiz duyulur. İşte karikatür, bu yaraları örten şalı çekip alır, yaraları olduğu gibi göstermeye gayret eder. Ancak, kendi yaralarını görebilen toplumlar, onun tedavisi için de harekete geçer. Karikatürü işte bu şalı çekip alan ellerden birisidir.

Karikatürcüler Derneği, Nâzım Hikmet’in şiirleriyle dünyaya mal oluşunun ayardında olarak, onun adına bir karikatür albümü hazırladı. Bu albüme pek çok ülkeden pek çok karikatürcü onlarca eseriyle katkı sundu. Bu da bize gösteriyor ki, insanlığa kendi alanlarında umut ve şevk aşılayanlar birer idol olma konumlarını hep sürdürürler, tıpkı Nâzım Hikmet gibi. O ki, “Giderayak işlerim var bitirilecek, / giderayak. / Ceylanı kurtardım avcının elinden / ama daha baygın yatar ayılamadı. / Kopardım portakalı dalından / ama kabuğu soyulamadı. / Oldum yıldızlarla haşır neşir / ama sayısı bir tamam sayılamadı. / Kuyudan çektim suyu / ama bardaklara konulamadı. / Güller dizildi tepsiye / ama taştan fincan oyulamadı. / Sevdalara doyulamadı. / Giderayak işlerim var bitirilecek, /giderayak.” diyerek yaşama inadını, yaşama inancını ve yaşama idealini hep yüreğinde ve şiirinin yüreğinde taşıdı. Karikatür de tastamam, bu uğurda vardır, var olur. Çünkü dünyayı çekilir kılmak, tüm insalığın ortak arayışlarının paydası yapmak gerekir. 

Nâzım Hikmet, büyük usta doğum gününde bize dünya için, hayat için, hayallerimiz için mücadeleye devam daveti yapmıştır, yapmaya devam etmektedir. Kuşkusuz, karikatür bu davete övünçle ve mutlulukla uyacaktır.

 

 

Metin Peker

Karikatürcüler Derneği Başkanı